AnasayfaGenelRÖPORTAJ

Gluten İntöleransımız Olduğunu Nasıl Anlayabiliriz?

 

Glüten; buğday, arpa ve çavdar dahil olmak üzere birçok tahılda bulunan bir protein grubudur. Ekmek, makarna, pizza gibi hamur işleri, müsli, paketli gıdalar, soslar, aynı zamanda ilaçlar, vitaminler ve gıda takviyeler kısacası bu tahılların içine girdiği bütün ürünler glüten içerebiliyor.

Glüten, sindirim sisteminde glüten hassasiyeti bulunan kişilerde bağırsak hastalıkları da dahil birçok hastalığa sebep olabiliyor.

Glüten proteinleri, sindirim sistemi enzimleri tarafından sindirilmeye karşı oldukça dirençlidir. İyi sindirilemediği durumlarda bağırsak biyotasına ve pankreasa zarar verebilmektedir. Bu organlar, vücudun sindirim sistemi kimyasalları ve enzimlerini üretme kabiliyetinde önemli bir rol oynamaktadır. Bu mekanizma tehlikeye girdiğinde, sindirim ve emilim süreçleri bozulmaya başlayarak çoğu hastalığa zemin hazırlayabilmektedir.

Glüten hassasiyeti için daha çok şu kişilerde görülür gibi geniş çaplı araştırmalar henüz bulunmamaktadır. Bu duruma hassasiyet; genetik olarak yatkınlıkla ve özellikle çevresel faktörler sonucu (beslenme şekli, yoğun ilaç kullanımı, toksik yük, kronik stres..) ortaya çıkabilmektedir.

İlk olarak bağırsak biyotası kişiye bebekken annesinden geçmektedir ve bebeklikten itibaren tüketilen her gıda, maruz kalınan ilaçlar, toksinler vb. gibi faktörler bağırsak biyotasını etkileyen faktörlerdir.

Bütün bunlara ek olarak biliyoruz ki, çölyak hastalığı ve gluten intoleransı görülme sıklığı son 50 yılda önemli ölçüde artmıştır. Bu artışın sebebinin büyük ölçüde buğdayın hibritleşmesi sonucu daha zor sindirilebilir hale gelmesi ve çok daha yüksek miktarda glüten içerdiği olduğu düşünülmektedir.

Kişi çölyak olmadığı halde glutenli bir gıda tükettiğinde rahatsız oluyorsa, glütene karşı duyarlılığı olduğunu anlayabiliriz. Glüten intöleransı için, “non-çölyak glüten duyarlılığı” diyebiliriz. Glüten duyarlılığı; çölyak hastalığından farklıdır. Her zaman çölyak hastaları kadar şiddetli semptomlar olmayabilir ancak ilerleyen safhalarında şikayetlerin şiddetinin arttığı bilinmektedir.

Glüten içeren besinlerle ilk karşılaşılan yer, enteron denilen ince bağırsakların içini döşeyen mukoza hücreleridir ki bunlara enterosit denir. Bu hücreler glütenin antijenik alt fraksiyonlarını tanıyıp, hemen arkalarında yerleşik olan bağışıklık sistemi hücrelerine bu antijeni sunarlar. Dolayısıyla olası bir glüten hassasiyeti durumunda bağışıklık sistemi etkilenir, bağırsak yüzeyi ve koruyucu mukozal tabaka hasar görebilir.

Glüten, bağırsak astarında zonulin üretimini de etkileyebilir. Zonulin, doğrudan sızdıran bağırsağa neden olan bir proteindir. Ek olarak; serotonin, dopamin, asetilkolin, epinefrin ve histamin gibi hücreler arasında iletişimi sağlayan kimyasalların (nörotransmiterlerin) üretiminde de değişikliklere neden olabilir. Glüten ayrıca sinir dokularına zarar verdiği görülen bir nörotoksindir. Nörolojik rahatsızlıklarda (otizm, ADD, bipolar, şizofreni, nöropati, epilepsi vb.) glütensiz bir diyetin iyi gelmesinin nedeni budur.

Glüten, ince bağırsağın yanında vücudu genel olarak, çeşitli şekillerde etkilediği bilinmektedir. Bu da tanı koymayı zorlaştıran bir durumdur. Çünkü hastada mide- bağırsak problemlerinin yanı sıra; eklem ağrıları, depresyon, cilt problemi, yorgunluk, kilo problemleri, mod iniş-çıkışları, sisli beyin gibi semptomlar yaşanıyorsa ya da hastanın otoimmün hastalığı varsa yine muhtemelen gluten hassasiyeti de bulunduğu bilinmektedir. Bunu tespit etmenin en önemli yolu klinik bulgular, aile öyküsü, eliminasyon diyeti ve flora testidir. Kan tahlilleri veya endoskopide glüten hassasiyeti çıkmamış olsa dahi, kişinin glütene karşı duyarlılığı çölyak düzeyinde olabilir. Test ile saptamanın en güvenilir yolu gaitada glüten hassasiyetine ve gliadin antikorlarına sekretuvar IgA düzeyine bakılması gerekmektedir.

Glüten intöleransı bulunan kişiler eliminasyon diyetleri yaparak şikayetlerinden kurtulabilmektedir. Bazı araştırmalar göstermiştir ki glüten hassasiyeti olan kişiler glüten içeren bir gıda tükettiğinde, olumsuz etkileri 6 ay kadar sürebilmektedir.

Tedavi için uygulanan eliminasyon diyetinin kişideki olumlu etkileri ortalama 3 haftada gözlemlenebilmektedir. Aynı zamanda glüten intöleransı olan birinde; bağırsak biyotasını iyileştirmek amacıyla farklı tedavi protokolleri de mutlaka uygulanmalıdır. Bağırsak biyotası onarıldıkça, bağışıklık cevabı ve dolayısıyla glütene karşı hassasiyette de iyileşmeler/ tolerasyon artışı görülebilmektedir.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu