AnasayfaGenelRÖPORTAJ

Sindirim Sistemine Yardımcı Aralıklı Oruç Sistemi 

 

Uzun açlık ve oruçlar aslında insan evrimi boyunca tercih edilen bir uygulama olmuştur. Çoğu din ve felsefede de oruç sistemi vardır. Eski çağlarda avcı-toplayıcılar günümüzdeki gibi besinsel bolluk içerisinde değillerdi ve gıdalara kolayca ulaşılmıyordu. Atalarımız kimi zaman yiyecek bir şey dahi bulamıyorlardı ve bu sebeple evrimsel olarak açlık üzerine bağışıklığımızın oluşturduğu stratejiler oldukça fazladır. Dolayısıyla geçmişten bugüne kıtlıkla sınanan insanoğlu uzun süre yemeden yaşayabilecek şekilde evrimsel sürecini yaşamaktadır. Günümüzde ise endüstriyelleşme sonucu alışık olunan sisteme ve fizyolojik çalışma sistemimize aykırı şekilde gıda bolluğu içerisindeyiz ve vücudumuz bu duruma alışık değil. Bu durumun sonucunda da zayıflayan bağışıklık sistemimiz sonucunda kronik hastalıklar kaçınılmaz oluyor.

İnsan vücudunun çalışma mekanizmasına baktığımızda uzun açlığın ve az öğün frekansının doğru sindirimi desteklediğini anlayabiliyoruz. Vücudumuzda birbiri ile rakip çalışan 2 farklı enerji sistemi bulunur.  Sindirim sistemimiz ve bağışıklığımız. Bu iki sistem vücudun en çok enerji harcadığı sistemlerden biridir. Vücudumuz biz ağzımıza bir lokma attığımızda, onu sindirmek için enerji harcarken, beyne, bağışıklık sistemine, kaslara yani diğer bütün enerji harcayan organların enerji ihtiyacına rakip olarak bu işi yapmaktadır.

Uzun açlık yapılan sürede belirli saatler boyunca sindirim sistemini uyarmamanın amacı aslında diğer organların yeterli enerjiyi almasını ve sindirim sistemimizde görevi olan organlarımızın dinlenmesini sağlamaktır. Bu sayede sistem dinlenme ve dolayısıyla yenilenme fırsatı bularak, toparlanır ve çok daha iyi çalışır. Elbette bu durum kronik bir hastalığı olmayanlar için geçerlidir.

Aralıklı oruç bu sebeple geçmişten günümüzde vücudun alışık olduğu ve bir uzman ile planlandığında kısa sürede adapte olabileceği bir sistemdir. Uzun açlık aynı zamanda metabolik esnekliği arttırarak adaptasyonu güçlendirmeye yardımcı olur. Kişiye özel planlanabilen pek çok aralıklı oruç çeşidi bulunmaktadır. Kişinin kendisine en uygun sistemi bulması sürdürülebilirlik açısından önemlidir. Yine farklı yöntemleri farklı zamanlarda tercih etmekte; adaptasyonu arttıran doğru bir uygulamadır. Açlık çeşitleri arasında en çok uygulananları; 8/16 yöntemi, 5:2 methodu ve Ye-dur-ye yöntemidir.

Bununla birlikte 8/16 yöntemi, zaman kısıtlı beslenme modeli olarak da adlandırılır. Bu yöntem ile her gün 16 saat oruç tutulur ve geri kalan 8 saatlik dilimde ise yemek yemek serbesttir. Bu yöntem kısacası akşam yemeğinden sonra hiçbir şey yememek ve kahvaltıyı atlamak olarak düşünülebilir. Örneğin, son öğününüzü akşam 20:00’da bitirirseniz, ertesi gün öğlen 12:00’a kadar öğün yapmamanız gerekmektedir. Böylece 16 saat oruç tutulur ve sindirim sistemi enerjiyi bağışıklık sisteminden çalmamış olur. 16 saatin kritik noktası, uzun süreli olarak vücudu çok yormadan uygulanabilir olmasıdır. Ancak 13-14-15-18-20 saat açlıklarda denenebilir. Hatta farklı saatlerde yapılan açlıklar, vücudu şaşırtarak adaptasyon yeteneğini de arttırmaya yardımcı olur. Oruç dışında kalan saat diliminde kalorili gıdalar serbest olsa da; yine o aralıkta da sık sık bir şeyler tüketerek pankreası yormamak önemlidir. Oruç sırasında su, kahve, çay/bitki çayı gibi kalorisiz içecekler tüketilebilir.

Oruçta 5:2 metodu ise, haftanın 5 günü normal beslenme rutininde olup, 2 günü ise ortalama 500-600 kalori gibi düşük kalorili bir diyeti esas alır. Genellikle düşük kalorili 2 günün, vücudu strese sokup kortizol seviyelerini arttırabileceği için ardışık olmaması önerilmektedir. Örneğin, Salı ve Cuma hariç haftanın her günü normal bir şekilde yemek yiyebilirsiniz. Kalp, böbrek, tansiyon hastaları veya sürekli kullanması gereken bir ilacı olan kişilerin doktorlarına danışarak ve bir uzman yardımı ile aralıklı oruca geçmeleri doğru olacaktır. Emziren anneler ve hamilelerin de çok uzun süreli aç kalması önerilmemektedir.

İnsüline bağımlı ve sürekli ilaç kullanan diyabet hastalarının bu kadar saat açlık uygulaması sakıncalı olabilmektedir. Yine hipoglisemisi olanlar, yani kan şekeri ani düşen kişiler, aralıklı oruç uygulamasında zorlanabilmektedir. Fakat hipoglisemili kişilerin için ömür boyu açlık yapamayacaklarından bahsedemeyiz. Eğer tedavi olurlarsa öğün sıklığını düşürerek, aralıklı oruç yapabilecek duruma gelebilmektedirler ve çok daha sağlıklı ve enerjik hissetmektedirler. Eski kabile yaşamlarına bakıldığında 2 veya 3 haftada bir kan şekeri düşmeleri görülürken, günümüzde yaşam tarzı, sağlıksız beslenme ve stres gibi faktörlerle günde 2-3 defa bile bu tablo yaşanabilmektedir.

Tüm bunlardan yola çıkarak; aralıklı oruç sisteminin özellikle sindirim sistemi ve bağışıklık sistemi üzerindeki olumlu etkileri geçmişten bu yana bilinmektedir. Bununla birlikte hastalıklar ve kilo kontrolü üzerinde de sağladığı avantajlar ile aralıklı oruç kişilerin kolaylıkla uygulayabileceği oldukça sağlıklı bir beslenme sistemidir.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu